İNANÇ GEREKLİDİR
Hüseyin COŞGUN

Hüseyin COŞGUN

İNANÇ GEREKLİDİR

22 Kasım 2016 - 15:03
loading...

İnanç bizi değiştiren,doğru veya yanlış bakış açısı kazandıran,doğruluğu kişiye göre değişebilen, bir kişinin inandığı şeye göre güç verebilen; kesinlikle ama kesinlikle gerekli olan bir yapıdır. Yapı diyorum çünkü inanç bana göre temeli akla ve tevekküle dayanan oluşumdur... Bana  göre bu yapı tevekkül ile kuvvetlenir. İrade devreye girerse,böylece; akıl ile değerlendirilmiş ve sonuca bağlanmış olur.

***

İnanç meselesine gelince; gerçekten ama gerçekten büyük bedeller isteyen bir şey... Zaman gibi,sabır gibi yeri gelir zulme gerek psikolojik gerek fiziksel olarak katlanmak gibi.

Bunu örnekleyecek olursak 12 eylül darbesinin mağdurlarını ayrım gözetmeksizin ele alalım,bunlar ölüm korkusu olayını bana göre öyle ya da böyle bir şekilde aşmışlardır. Nedeni ise bana göre şu; Belki de Davalarının kendilerini veya ideallerini unutulmaz yapacağına olan inanç...

***

Hazır 12 Eylül den giriş yapmışken, inanç için örnekler üzerinden devam ediyoruz madem, dönemin 'zulmü'nü ve bu dönemi yaşayan, dönemin en önemli şahıslarından birisini kendimce ele almak istiyorum. Okuyucularımızla siyasi veya ideolojik düşüncelerle bağ kurmak maksadında değilim ama bu konuda ilk olarak rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun  sabrına ve inançlarına olan samimiyetine şahsımca büyük bir hayranlık ve imrenişle bakıyorum nedeni ise kısmen de olsa şu ifadelerinde saklı...

''Gözaltına alındıktan sonra Mamak'ta C5 diye adlandırılan özel bölmede 26 gün boyunca gözlerim bağlı işkence gördüm. Filistin askısı yaptılar. Tamamen soydular. Omuzuma kalas bağladılar. Sandalyeye çıkarıp, omzumdaki kalası tavandaki çengele astılar. Sonra ayağımızın altındaki sandalyeyi itip havada asılı kalmamızı sağladılar. O haldeyken uzuvlarımıza cereyan veriyorlardı. Kış aylarıydı. Hava çok soğuktu. Ona rağmen soğuk tazyikli suyu çıplak vücudumuza veriyorlardı. Aç bırakıldık. Falakaya yatırıldık. Kaba dayağa maruz kaldık. Bunların hepsini yaptılar. Çıplak halde araba tekerinin içine koyup itiyorlardı. İşkenceden çıkıp cezaevine girerken doktor kontrolünden geçtim. Ayağımdaki tırnaklar çıkmıştı. Falaka yüzünden. Kafam yarık, parmağımda cereyan verildiği için telin bağlandığı yerler yara içinde. Tavana asıldığım için kollarımda yaralar oluşmuştu. Tüm bu işkence izleri doktor raporuyla saptanmıştı. Askeri Mahkemede işkence iddiasıyla dava açtık. Ama mahkeme, bu yaraların işkenceden mütevellit meydana geldiğine dair bulguya rastlanmadığına karar verdi. Nasıl olmaz. Biz içeri girerken bunların hiç biri yoktu.''

 

7.5 yıl ceza alıp 5.5 yılı hücrede geçen bir kişiden bahsediyoruz düşünün bu daha anlatılabilen kısmı...

Peki; rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu nasıl oldu da dayanabildi bunca işkenceye,ya da ''Muhsin Yazıcıoğlu '' ismi ile kişiselleştirmeden bakalım olaya... bir insan nasıl olur da bu türlü işkencelere dayanabilir... Burada teslimiyet çok önemlidir, kabulleniş, değiştiremeyeceğin duruma katlanma durumu.

***

Bu başta akla '' acaba burada bahsedilen boş vermişlik mi?''  düşüncesini getirir iken aslında  öyle olmadığını kişinin onca işkenceye rağmen kişinin; inanç, sabır, azim ile mutlu son ve sonuca ulaşmasından anlayabilirsiniz...

 

Mutlu son ve sonuçlara ulaşmamız dileğiyle...

 

Sevgi,saygı ve hürmetlerimle...

Bu yazı 805 defa okunmuştur .

Son Yazılar